Sağlık Bakanlığı’nın Ruh Sağlığı Eylem Planlarının Güncel Durumu

Yazı: Senanur Boran Editör: Bahar Özbek

Türkiye’de ruh sağlığı politikaları son yıllarda yalnızca psikiyatri hizmetleriyle sınırlı olmayan, koruyucu ve toplum temelli bir anlayışa doğru dönüşmeye başlamıştır. Özellikle Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planları, ruh sağlığı hizmetlerinin yalnızca hastanelerde değil; aile, okul, iş yaşamı ve toplum düzeyinde ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Günümüzde depresyon, kaygı bozuklukları, bağımlılık, yalnızlık ve tükenmişlik gibi sorunların artışı, ruh sağlığını yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir mesele hâline getirmiştir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde her sekiz kişiden biri bir ruh sağlığı problemi yaşamaktadır ve pandemi sonrası dönemde bu oran daha görünür hâle gelmiştir. Türkiye’de de özellikle gençler arasında psikolojik destek ihtiyacının arttığı gözlenmektedir. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı’nın ruh sağlığı eylem planları, yalnızca sağlık sistemini değil eğitim, sosyal hizmet ve yerel yönetimleri de kapsayan çok yönlü bir politika alanı olarak değerlendirilmektedir.

İlk kapsamlı Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı 2011 yılında hazırlanmış ve toplum temelli ruh sağlığı modeline geçiş hedeflenmiştir. Bu süreçte Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri’nin (TRSM) yaygınlaştırılması önemli bir adım olmuştur. Şizofreni ve bipolar bozukluk gibi ağır ruhsal bozuklukları bulunan bireylerin yalnızca hastanelerde değil toplum içinde desteklenmesi amaçlanmıştır. Ancak uygulamada personel eksikliği, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı sayısının yetersizliği gibi sorunlar gündeme gelmiştir. Özellikle büyük şehirlerde psikolojik destek taleplerinin artması, mevcut sistemin kapasitesinin zaman zaman yetersiz kalmasına neden olmuştur. Buna rağmen toplum temelli modelin Türkiye’de eski kurumsal bakım anlayışına göre daha kapsayıcı olduğu düşünülmektedir.

2024-2028 Stratejik Planı ve ardından hazırlıkları başlayan 2025-2030 Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı, ruh sağlığı alanında yeni bir döneme işaret etmektedir. 2025 yılında Ankara’da gerçekleştirilen hazırlık çalıştaylarında koruyucu ruh sağlığı hizmetleri, birinci basamak sağlık sisteminin güçlendirilmesi, çocuk ve ergen ruh sağlığı, bağımlılıkla mücadele ve psikososyal destek hizmetleri ön plana çıkarılmıştır. Çalıştaylara kamu kurumları, üniversiteler, Dünya Sağlık Örgütü temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının katılması, ruh sağlığı politikalarının daha çok paydaşlı yürütülmeye çalışıldığını göstermektedir. Özellikle afet sonrası psikososyal destek hizmetleri, son yıllarda Türkiye’de önem kazanan başlıklardan biri olmuştur. 6 Şubat depremlerinden sonra ruh sağlığı hizmetlerinin yalnızca klinik tedavi değil kriz müdahalesi ve toplumsal dayanıklılık açısından da kritik olduğu daha net anlaşılmıştır.

Bununla birlikte güncel eylem planlarının uygulama boyutunda bazı tartışmalar devam etmektedir. Ruh sağlığı uzmanı sayısının OECD ülkelerine göre düşük olması, devlet hastanelerinde muayene sürelerinin kısa olması ve psikoterapi hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar sıkça eleştirilmektedir. Özellikle genç yetişkinler arasında ekonomik kaygılar, gelecek belirsizliği ve sosyal izolasyon gibi etkenlerin ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığı bilinmektedir. Sosyal medyada ve çevrim içi platformlarda kullanıcıların psikolojik destek sistemine dair eleştirileri de dikkat çekmektedir. MHRS üzerinden psikiyatri randevusu bulmanın zorlaştığı ve uzun bekleme süreleri yaşandığı dile getirilmektedir. Bu durum, ruh sağlığı hizmetlerine olan talebin arttığını ancak hizmet kapasitesinin aynı hızda genişleyemediğini göstermektedir.

Öte yandan son eylem planlarında “koruyucu ruh sağlığı” yaklaşımının daha fazla vurgulanması önemli bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Çünkü ruh sağlığı yalnızca bozukluk ortaya çıktığında müdahale edilmesi gereken bir alan değildir. Okullarda psikolojik dayanıklılık eğitimleri verilmesi, gençlerin sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi, bağımlılık riskinin azaltılması ve toplumda ruh sağlığı farkındalığının artırılması uzun vadede daha sürdürülebilir sonuçlar sağlayabilir. Ayrıca psikolojik yardım alma konusundaki damgalanmanın azaltılması da planların önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Türkiye’de hâlâ birçok bireyin psikolojik destek alma konusunda çekinceler yaşadığı bilinmektedir. Bu nedenle yalnızca sağlık altyapısının değil toplumsal bakış açısının da dönüşmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak Sağlık Bakanlığı’nın ruh sağlığı eylem planları, Türkiye’de ruh sağlığı hizmetlerini daha erişilebilir ve toplum temelli hâle getirmeyi amaçlayan önemli politika belgeleri olarak değerlendirilebilir. Özellikle 2025-2030 dönemi için hazırlanan yeni planların, koruyucu ruh sağlığına daha fazla odaklanması dikkat çekmektedir. Ancak planların başarıya ulaşabilmesi için yalnızca hedef belirlemek yeterli değildir; uzman sayısının artırılması, psikolojik destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve ekonomik-sosyal eşitsizliklerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Ruh sağlığı politikalarının yalnızca sağlık sisteminin değil toplumun genel refahının bir parçası olduğu gerçeği, günümüzde her zamankinden daha görünür hâle gelmiştir.

Kaynakça

T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü (2025). Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı Hazırlık Çalıştayı Ankara’da gerçekleştirilmektedir.

Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü. (2025). Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı Hazırlık Çalıştayı Ankara’da gerçekleştirildi.

Anadolu Ajansı. (2024). Sağlık Bakanlığı, 5 yıllık yeni yol haritasında toplum sağlığına odaklanacak.

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği. (2025). Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı (URSEP) 2025-2030 hazırlık çalıştayı.

Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Ofisi. (2024). Mental health and psychosocial support reports.

Scroll to Top