
Terapiye gelen birçok yetişkin, bir noktada çocukluğuna döner. Görülmemiş, anlaşılmamış, duygusal olarak yalnız kalmış bir çocuk anlatılır. Bu noktada terapi iki yöne kayabilir: Ebeveynlerin suçlandığı bir alan mı olur, yoksa o çocuğun ilk kez gerçekten görüldüğü bir yer mi?
Şema terapi bu ayrımı netleştirir. Mesele kimin hatalı olduğu değil, hangi temel duygusal ihtiyaçların karşılanmadığıdır. Bir ebeveyn elinden geleni yapmış olabilir; ama çocuk yine de yalnız, korunmasız ya da değersiz hissedebilir. Niyet ile deneyim aynı şey değildir.
Erken dönem uyumsuz şemalar, çocuğun kronik olarak karşılanmayan ihtiyaçlarına verdiği uyum tepkileridir. Duygusal yoksunluk, terk edilme ya da kusurluluk gibi şemalar çoğu zaman “kötü ebeveynlikten” değil, duygusal uyumsuzluktan doğar. Ebeveyn vardır ama erişilebilir değildir; sevgi vardır ama koşulludur.
Terapi ebeveyn suçlamasında kalırsa danışan için kısa süreli bir rahatlama sağlar ama değişimi sınırlı tutar. Danışan hâlâ çocuk pozisyonundadır. Şema terapinin hedefi ise geçmişte eksik kalanları kabul ederken, danışanı bugünde pasif bırakmamaktır. Burada sınırlı yeniden ebeveynlik ve Sağlıklı Yetişkin kavramları devreye girer.
Amaç ebeveynleri affetmek ya da aklamak değildir. Amaç, onların veremediklerini artık onlardan beklememeyi ve bu ihtiyaçları bugünde daha sağlıklı yollarla karşılayabilmeyi öğrenmektir. Bu, suçlamaktan daha zor ama çok daha özgürleştirici bir süreçtir.
Terapi, ebeveynlerin yargılandığı bir mahkeme olmak zorunda değildir. Ama çocuğun görülmediği bir yer de olamaz. İyileşme, ebeveynleri suçlamakla değil; o yalnız çocuğun, bugün ilk kez yalnız kalmadığı bir ilişki yaşayabilmesiyle başlar.
Yazan: Berra Duru
Kaynaklar
Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. (2003). Schema Therapy: A Practitioner’s Guide.
Bowlby, J. (1988). A Secure Base.
Siegel, D. J. (2012). The Developing Mind.
