Türkiye’deki Göçmen Grupların Yasal Statüleri ve Psikolojik İyi Oluşlarına Etkisi

Türkiye, 1951 Cenevre Sözleşmesi’ne coğrafi çekince ile taraf olduğu için Avrupa dışından gelenlere mülteci statüsü tanımaz. Bunun yerine geçici koruma, uluslararası koruma ve ikamet izni gibi statüler uygulanır. Bu statüler, kalıcılık garantisi sunmadığı gibi haklara erişimi de sınırlı ve değişkendir.

Sonuç olarak kimlik ve sağlık güvencesi, göçmenin bireysel ihtiyacından ziyade hangi statüye, hangi ilde ve hangi koşullarda kayıtlı olduğuna bağlı hale gelir.

Suriyeliler: Kimliği Olan Ama Geleceği Askıda Olanlar

Hukuki Statü

Suriyeliler, Türkiye’de Geçici Koruma Statüsü altındadır. Kendilerine verilen 99 ile başlayan Geçici Koruma Kimlik Belgesi, temel hizmetlere erişim sağlar.

Sağlık ve Sosyal Haklar

Kayıtlı oldukları ilde devlet hastanelerinden ücretsiz yararlanabilirler. Ancak il dışına çıktıklarında bu haklar fiilen askıya alınır. Çalışma izni, işveren başvurusuna bağlı olduğu için çoğu Suriyeli kayıt dışı çalışmaktadır.


Afganlar: Kimliksizliğin ve Görünmezliğin Yükü

Hukuki Statü

Afganların büyük bir bölümü uluslararası koruma başvurusu yapamamış, başvurusu reddedilmiş ya da kayıt dışı kalmıştır. Uydu il sistemine uymayanların statüsü düşebilmekte, geri gönderme riski sürekli canlı kalmaktadır.

Sağlık ve Sigorta

Kimlik belgesi olmayan Afganlar için sağlık hizmetleri acil servisle sınırlıdır. Ruh sağlığı hizmetlerine erişim neredeyse yoktur. SGK kapsamı ise yalnızca kayıtlı ve yasal çalışanlar için mümkündür; bu da pratikte çok sınırlı bir grubu kapsar.


Iraklılar: Statüler Arasında Sıkışmış Bir Grup

Hukuki Statü

Iraklı göçmenlerde statü konusunda büyük bir çeşitlilik mevcuttur. Bir kısmı uluslararası koruma başvurusu sahibiyken, bir kısmı öğrenci ya da kısa dönem ikamet izniyle yaşamaktadır. Aynı aile içinde bile farklı statüler görülebilir.

Sağlık ve Sigorta

İkamet izni olanlar özel sağlık sigortası yaptırmak zorundadır. Uluslararası koruma sahipleri ise devlet sağlık sistemine sınırlı biçimde erişebilir. Statü değişiklikleri ve uzun başvuru süreçleri, sağlık güvencesinin sürekliliğini bozar.

Kimlik ve Sağlık Güvencesi Neden Psikolojik İyi Oluş İçin Kritik?

Kimlik belgesi, bireyin hukuken var olduğunun kanıtıdır. Sağlık güvencesi ise bedenin ve yaşamın korunacağına dair temel bir güvendir. Bu iki unsurun yokluğu:

  • Sürekli tehdit algısı
  • Görünmezlik ve değersizlik hissi
  • Gelecek tasavvurunun çökmesi
  • Yardım arama davranışının azalması

gibi sonuçlar doğurur. Travma, bu koşullarda iyileşemez; aksine kronikleşir.


Psikolojik İyi Oluşun Çöküşü: Askıda Bir Hayat

Kimliksiz ve sigortasız yaşamak, göçmenler için yalnızca idari bir sorun değil, varoluşsal bir yük anlamına gelir. Aynı toplum içinde bazı göçmenlerin temel haklara erişirken bazılarının tamamen dışarıda kalması, adalet algısını zedeler ve kolektif ruh sağlığını aşındırır.

Türkiye’de göçmenlerin psikolojik iyi oluşunu korumak, bireysel dayanıklılık çağrılarıyla mümkün değildir. Bu, ancak belirsizliği azaltan, erişimi eşitleyen ve kalıcılık hissi üreten yapısal düzenlemelerle sağlanabilir. Aksi halde göçmenler, yalnızca sınırların değil, belirsizliğin de içinde yaşamaya devam edecektir.


Yazan: Berra Duru

Kaynaklar

Göç İdaresi Başkanlığı (GİB). Geçici Koruma Yönetmeliği

UNHCR. Turkey: International Protection Framework

WHO (2018). Mental Health of Refugees and Migrants

Silove, D. et al. (2017). Pathways to PTSD in asylum seekers

Ager, A. & Strang, A. (2008). Understanding Integration: A Conceptual Framework

Scroll to Top