Terapi Seansında Güvende Olmadığımızı Gösteren İşaretler ve Etik Dışı Davranışların İpuçları

Psikoterapi danışanın kendini güvende hissettiği, yargılanmadan, saygı ve gizlilik çerçevesinde düşüncelerini ifade edebildiği bir süreç olmalıdır. Ancak bazı durumlarda seans içi dinamikler bu güven ortamını zedeleyebilir. Araştırmalar, danışan-terapist ilişkisi kalitesinin tedavi sürecinin en güçlü belirleyicilerinden biri olduğunu göstermektedir (Horvath & Bedi, 2002). Dolayısıyla güven duygusunu zedeleyen her unsur, terapötik ittifakı doğrudan olumsuz etkiler.

Danışanın güvende olmadığını gösteren temel işaretler arasında terapistin küçümseyici, alaycı veya yargılayıcı tutumları, danışanın sınırlarını zorlayan sorular, kişisel bilgilerin uygunsuz biçimde paylaşılması veya danışanın deneyimlerini geçersizleştirme eğilimi yer alır (Norcross & Wampold, 2018). Örneğin, danışanın travmatik bir olayını anlatırken terapistin “abartıyorsun” gibi bir tepki vermesi, hem empatik bağın hem de güvenin kırılmasına yol açar.

Kapsayıcı olmayan terapist davranışları ise özellikle toplumsal cinsiyet, etnik kimlik, cinsel yönelim, dini veya kültürel farklılıklar söz konusu olduğunda ortaya çıkabilir. APA (American Psychological Association, 2017) etik ilkelerine göre, terapistler tüm danışanlara karşı ayrımcılıktan uzak, kültürel olarak duyarlı bir yaklaşım benimsemelidir. Buna rağmen, bazı terapistler farkında olmadan heteronormatif, cinsiyetçi ya da kültürel önyargılar sergileyebilir. Örneğin, LGBTQ+ bir danışanın deneyimini “geçici bir karmaşa” olarak nitelendirmek, danışanın kimliğini geçersizleştiren dışlayıcı bir tutumdur.

Etik dışı davranışların ipuçları ise genellikle sınır ihlalleri ile ilgilidir. Terapistin danışan ile sosyal medya üzerinden kişisel temas kurması, seans dışında özel ilişkiler geliştirmesi, duygusal veya maddi çıkar gözetmesi açık bir etik ihlaldir (Türk Psikologlar Derneği Etik Yönetmeliği, 2011). Bunun yanında, danışanın kişisel bilgilerini izinsiz paylaşmak, gizlilik sınırlarını ihlal etmek veya seans ücretleriyle ilgili manipülatif davranmak da etik dışı kabul edilir (Barnett & Johnson, 2015).

Güvende olmayan bir danışan sıklıkla seans sonrası kaygı, suçluluk ya da değersizlik hisseder. Bu hislerin süreklilik göstermesi, terapötik ilişkinin zarar gördüğüne işaret eder. Danışanın, terapistini değiştirmesi veya süreci sonlandırması, kendi iyiliğini koruma hakkı kapsamındadır. Etik ilkeler, terapistin değil, danışanın güvenini merkez alır.

Sonuç olarak, terapi süreci her şeyden önce güven, saygı ve kapsayıcılığa dayanmalıdır. Terapistin tutumları bu üç temel ilkeyi zedeliyorsa, danışanın bunu fark etmesi ve gerekli önlemleri alması, psikolojik iyilik hâlinin korunması açısından hayati önem taşır.

Yazan: Berra Duru

Kaynaklar

  • American Psychological Association (2017). Ethical Principles of Psychologists and Code of Conduct.
  • Barnett, J. E., & Johnson, W. B. (2015). Ethical and professional issues in psychotherapy. Oxford University Press.
  • Horvath, A. O., & Bedi, R. P. (2002). The alliance. In J. C. Norcross (Ed.), Psychotherapy relationships that work. Oxford University Press.
  • Norcross, J. C., & Wampold, B. E. (2018). Relationships and responsiveness in the psychological treatment of trauma: The therapeutic alliance, empathy, and goal consensus. Psychotherapy, 55(4), 365–377.
  • Türk Psikologlar Derneği (2011). Etik Yönetmelik. Ankara: TPD Yayınları.
Scroll to Top