Psikolojik Desteğe Erişimin Kısıtlı Olmasının Toplumsal Etkileri

YAZAR: İlayda TOKLU

EDİTÖR: Bahar ÖZBEK

Psikolojik danışmanlık ve terapi hizmetlerine erişimin sınırlı olması, yalnızca bireylerin ruh sağlığını zayıflatmak ile kalmaz; aynı zamanda toplumun genel işleyişini ve dayanıklılığını da etkiler. Son yıllarda yapılan çeşitli akademik araştırmalar, erişim güçlüklerinin çok katmanlı sosyal sonuçlar ortaya çıkardığını göstermektedir.

1. Yapısal Eşitsizliklerin Derinleşmesi

Ruh sağlığı hizmetlerine erişim üzerinde yürütülen geniş ölçekli bir inceleme, dezavantajlı sosyoekonomik grupların hizmetlere diğerlerine kıyasla daha az ulaştığını ortaya koymuştur. Bu çalışma stigmanın, hizmetlerin fiziksel uzaklığının, bürokratik başvuru süreçlerinin ve maliyetlerin erişim üzerinde belirleyici olduğunu göstermektedir.

Bu durum, toplum içinde zihinsel sağlık bakımından “yüksek riskli” grupların kronikleşen sorunlarla yaşamasına ve zamanla sosyal dışlanmanın, işsizliğin ve eğitim kayıplarının artmasına neden olur. Dolayısıyla erişim eşitsizlikleri, sosyal adaletsizlik hissini besleyerek toplumda kutuplaşmayı da tetikleyebilir.

2. Tedaviye Ulaşılamadığında Ruhsal Sorunların Yaygınlaşması

Nüfus düzeyinde ruh sağlığı eğilimlerini modelleyen bir başka çalışma, tedavi kapasitesi düşük olduğunda mental bozuklukların yaygınlığının arttığını göstermektedir. Erişim yetersiz olduğunda:

  • Tedavinin geç başlaması,
  • Tedavi bırakma oranlarının yükselmesi,
  • Semptomların daha ağır seyretmesi

gibi sonuçlar ortaya çıkmaktadır.

Araştırma, ruh sağlığına erişimin iyileştirilmesinin toplum düzeyinde depresyon ve kaygı prevalansını düşürdüğünü, hatta uzun vadede sağlık sistemlerinin üzerindeki ekonomik yükü azalttığını göstermiştir. Yani erişim eksikliği sadece bireysel değil, makro ölçekte ekonomik ve sosyal bir soruna dönüşmektedir.

3. Ekonomik ve Sosyal Bariyerlerin Aile ve Topluluk Üzerindeki Baskısı

Afrika’da yapılan bir saha araştırması ise özellikle düşük gelirli bölgelerde psikolojik desteğe erişimin büyük oranda maliyet, ulaşım zorluğu ve hizmetlerin sınırlılığı nedeniyle engellendiğini göstermiştir. Bu engeller:

  • Ailelerin kendi içinde bakım yükünün artmasına,
  • Ruhsal sorun yaşayan bireyin aile ve sosyal çevre içinde işlevselliğinin azalmasına,
  • Topluluk düzeyinde stres, güvensizlik ve gerilim birikimine

yol açmaktadır.

Bu tür toplumsal yükler, yalnızca bireylerin değil, bir bütün olarak toplumun dayanıklılığını zayıflatır. Ruh sağlığı sorunları tedavi edilmediğinde iş gücü azalır, üretkenlik düşer, sosyal ilişkiler zarar görür ve kurumlara duyulan güven azalabilir.

Sonuç olarak, psikolojik desteğe erişimin zor olması, toplumun ruh sağlığını doğrudan ve dolaylı yollarla zayıflatmaktadır. Erişim engelleri:

  • Sosyal eşitsizlikleri derinleştirir,
  • Ruhsal bozuklukların yaygınlaşmasına neden olur,
  • Aile ve toplulukların yükünü artırır,
  • Ekonomik kayıplara yol açar,
  • Toplumsal uyumu ve güveni zedeler.

Bu nedenle ruh sağlığı hizmetlerinin erişilebilir, ekonomik ve yaygın hâle getirilmesi yalnızca bir sağlık politikası değil, aynı zamanda bir toplumsal iyilik hâli ve sosyal adalet meselesidir.

Kaynakça

Lowther-Payne, H. J., Ushakova, A., Beckwith, A., … Edge, R. (2023). Understanding inequalities in access to adult mental health services in the UK: a systematic mapping review. BMC Health Services Research, 23, Article 1042. 

Skinner, A., Occhipinti, J.-A., Song, Y. J. C., & Hickie, I. B. (2022). Population mental health improves with increasing access to treatment: Evidence from a dynamic modelling analysis. BMC Psychiatry, 22, Article 692. 

Daliri, D. B., Aninanya, G. A., Laari, T. T., Abagye, N., Dei-Asamoa, R., & Afaya, A. (2024). Exploring the barriers to mental health service utilization in the Bolgatanga Municipality: The perspectives of family caregivers, service providers, and mental health administrators. BMC Health Services Research, 24, Article 278. 

Scroll to Top