Pandeminin Türkiye’de Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri: Depresyon, Kaygı ve Yalnızlık

YAZAR: İlayda TOKLU

EDİTÖR: Bahar ÖZBEK

COVID-19 pandemisi, hem doğrudan sağlık tehdidi hem de uygulanan sosyal kısıtlamalar (karantina, izolasyon, seyahat/etkinlik kısıtları) aracılığıyla Türkiye’de ruh sağlığı üzerinde belirgin olumsuz etkiler yaratmıştır. Kesitsel çalışmalar, pandemin başlangıcında toplum örnekleminde depresyon ve kaygı düzeylerinde anlamlı artış saptamıştır; örneğin bir çalışmada HADS kesme değerlerine göre depresyon %23.6, kaygı %45.1 olarak bildirilmiştir — bu oranlar pandemi şartlarıyla ilişkili stres ve belirsizlikle tutarlıdır.

Pandemi döneminde yalnızlık ve algılanan stres de öne çıkan sorunlar arasındadır. Türkiye’den COVIDiSTRESS verileri, algılanan stres ve yalnızlık düzeylerinin demografik özellikler, duygulanımsal dengesizlik, salgına yönelik endişeler ve sosyal destek düzeyiyle ilişkili olduğunu; güven ve sosyal desteğin artırılmasının hem stresi hem yalnızlığı azaltabileceğini göstermiştir. Bu bulgu, fiziksel izolasyon önlemlerinin sosyal bağları zayıflatma potansiyeline ve bu zayıflamanın ruhsal iyi oluş üzerinde olumsuz etkisine işaret etmektedir.

Sağlık çalışanları ve kronik hastalığı ya da önceki psikiyatrik öyküsü olan bireyler gibi belirli gruplar, pandeminin ruhsal yükünden özellikle fazla etkilenmiştir. Türkiye Tabipler Birliği ve alan çalışmaları pandemi döneminde en sık görülen ruhsal bozukluklar olarak duygudurum bozuklukları, kaygı bozuklukları ve travma sonrası stres belirtilerini raporlamış; ayrıca ekonomik stres, iş kaybı ve düşük sosyal kaynakların depresyon riskini artırdığı vurgulanmıştır. Sağlık hizmetlerine erişim zorlukları, damgalama ve yoğun iş yükü de bu grupların maruziyetini artırmıştır.

Bunlardan çıkarılabilecek pratik sonuçlar şunlardır: pandemi sonrası dönem için ruh sağlığı hizmetlerinin kapasitesinin güçlendirilmesi, risk altındaki gruplara (sağlık çalışanları, kronik hastalar, geçmişte ruhsal hastalık öyküsü olanlar) öncelik verilmesi, sosyal destek ağlarının ve kamu iletişiminin (şeffaf, güven verici bilgi) güçlendirilmesi ve izolasyonun uzun vadeli sosyal sonuçlarına (yalnızlık, aile içi gerilim) yönelik önleyici programların geliştirilmesi gereklidir. Bu önlemler, hem yaygın ruhsal belirtileri azaltmaya hem de daha ağır ve kalıcı bozuklukların önlenmesine yardımcı olabilir.

Kaynakça

Özdin, S. & Özdin, Ş. (2020). Levels and predictors of anxiety, depression and health anxiety during COVID-19 pandemic in Turkish society: The importance of gender. International Journal of Social Psychiatry.

Sayılan, G., İkizer, G., Dilekler, İ., & Memişoğlu Sanlı, A. (2024). COVID-19 Salgınında Türkiye’de Stres, Yalnızlık ve Önlemlere Uyum: COVIDiSTRESS Küresel Çalışması Bulguları. Türk Psikoloji Dergisi.

Tükel, R. (2020). COVID-19 Pandemi Sürecinde Ruh Sağlığı. Türk Tabipleri Birliği.

Scroll to Top